ZAMAN BÖYLE İŞTE GÜZEL DOSTUM… 

Âlimler odalara susturuldu, cahillerin sohbetine meze oldu. Kalemi cahil eline aldı, yazdıkları ödüllendirildi; gerçekleri yazan yazarlar ise alaya alındı. Siyaseti halkın arasında yapan, gönüllere dokunan kurt siyasetçiler sınıfta bırakıldı; makamda fotoğraf verenler, gönüllerde yer edindiğini sandı.

Haktan, hukuktan ve onurdan söz eden insanlar yargılandı; parası olan parasına itibar satın aldı. Doğruyu söyleyen yalnız kaldı, eğriyi alkışlayanlar kalabalıklaştı. Emek görmezden gelindi, samimiyet küçümsendi, gösteriş ise başarı diye sunuldu.

Ama güzel dostum, unutma! Her alkış haklılığın, her makam başarının, her sessizlik de suçsuzluğun göstergesi değildir. Zaman herkesi sınar; kimi vicdanıyla, kimi hırsıyla, kimi de yaptığı haksızlıklarla yüzleşir.

Şimdi sormak gerekmez mi: Bu dünya adaletin hangi kefesinde tartılıyor? Hak edenin hakkını alamadığı, hak etmeyenin baş tacı edildiği bir düzende terazinin dengesi nasıl korunacak?

Biz yine de doğrudan, emekten ve vicdandan vazgeçmeyelim. Çünkü makamlar geçer, servetler tükenir, alkışlar diner; geriye insanın karakteri ve ardında bıraktığı iz kalır.

Adalet er ya da geç yerini bulsun diye değil, biz adaletten hiç ayrılmayalım diye yaşamalıyız. Çünkü dünya değişse de hakikat değişmez; hakikat susturulsa da bir gün mutlaka konuşur!

Kadir MENTEŞ