Gelin Hep Beraber Empati Kurup, Kendimizi Onların Yerine Koyalım, O Vakit Yaşanan Acıları Daha İyi Hisedeceksiniz...
Bu gidişatın sonu karanlık. Dünya, adaletin ayaklar altına alındığı, zalimlerin baş tacı edildiği bir yer haline geldi. Masumlar ölürken susanlar, en az zalimler kadar suçlu artık. Çünkü bu düzen, sadece kötülükle değil; iyilerin sessizliğiyle ayakta duruyor.

Bir çocuk sahile vuruyor ve dünya üç gün sonra unutuyor. Bir baba evladına son kez el sallıyor, göz göre göre ölüme gidiyor… ve biz hâlâ hayatımıza devam ediyoruz. İşte insanın içini yakan da bu: Alışmak. Acıya alışmak, zulme alışmak, görmezden gelmeye alışmak.
İşte bu yüzden insanın içinden “kıyamet kopsun” demek geliyor. Çünkü bu, sadece bir öfke değil; bu çürümüş düzene karşı bir isyandır. Doğruların susturulduğu, hakikatin boğulduğu, zalimlerin alkışlandığı bir dünyada, böyle bir düzenin devam etmesini istememek en doğal tepkidir.
Ama gerçek şu ki; kıyamet gökten inmeyecek. Eğer bir son olacaksa, onu ya bu zulüm getirecek ya da ona karşı duranlar değiştirecek. Sessizlik sürdükçe karanlık büyüyecek. Öfke, eğer doğru yere yönelmezse sadece yakar; ama adalete dönüşürse dünyayı değiştirir.
Ya susup bu çürümüş düzenin parçası olacağız… ya da ne pahasına olursa olsun doğruların yanında duracağız. Başka bir yol yok. Aslında orda idama giden bizim vicdanlarımiz, inançlarimiz ve bizim yarınlarımız. Mazlumlarin yok sayıldığı bir dünyada Zalimler için yaşasın cehennem Kadir MENTEŞ