Nefsimi yoklayan şımarık çocuk ve Ben!!! 

Şımarık çocuk, ne bu hâl? Hayat bazen insana koskoca bir boşluk gibi görünür. Kimi zaman insan servetini değil, zamanın ve hoşgörünün karşısında kendi benliğini kaybeder. Belki sen de kaybettiğin şeyin ne olduğunu kabullenemedin. Eskiden neydin, neler yaptın, nasıl yaşadın; bunları bilemem. Benim bildiğim tek şey, bugün nerede durduğun ve toplumun sana nasıl baktığıdır.

Beni soracak olursan, ben hâlâ sokağın içindeyim. Ekmeğimi insanların gözü önünde, terazinin kefesinde kazanıyorum. Bir kefesine helal lokmamı, diğer kefesine insanların bana bakışını koyuyorum. Her saat, her dakika kendi muhasebemi yapıyorum. Çünkü benim için asıl servet, cebimde olan değil; insanların gözünde kaybetmediğim itibar, alnımdaki ter ve gönlümdeki huzur. 

  Şımarık çocuk, sen kaybedersen belki sahip olduklarınla birlikte yok olursun. Ama ben kaybetsem bile yok olmam. Çünkü benim sermayem servet değil; emeğimdir. Ekmeğim alın terim, nefesim mücadelem, gücüm bileğimdir.

İnsan bazen sahip olduklarıyla değil, kaybettiğinde neye sahip olduğunu anlar. Benim kaybetmekten korktuğum şey mal mülk değil; insanlığım, onurum ve insanların gönlündeki yerimdir.

Hayatın terazisi şaşmaz. Gün gelir herkes kendi kefesine bakar. Kimisi servetini tartar, kimisi şöhretini… Ben ise alnımın terini ve helal lokmamı tartarım. Çünkü bilirim ki insanın gerçek zenginliği, geride bıraktığı iz ve insanların kalbinde bıraktığı güzel hatıradır.

Şımarık çocuk, kendine dikkat et. Zaman herkesi sınar. Asıl mesele düşmemek değil; düştüğünde yeniden ayağa kalkabilecek kadar sağlam bir karaktere sahip olmaktır... 
Kadir Menteş 
Adıyaman Doğan Haber