Ülkemizin Dörtbiryanı Ateş Çemberi, Türkiye'nin Güçlü ve İstikrarlı Olması, Dosta Cesaret, Duşmana Korku Salması Kaçınılmaz Bir Şarttır. 

Türkiye, bulunduğu coğrafya itibarıyla tarih boyunca zorlu dengelerin merkezinde yer almıştır. Orta Doğu gibi siyasi, ekonomik ve güvenlik açısından hassas bir bölgede konumlanan ülkemiz, adeta bir ateş çemberinin ortasında yol almaktadır. Bu nedenle Türkiye’nin güçlü olması bir tercih değil, bir zorunluluktur. Zira çevre ülkelerde yaşanan krizler, savaşlar ve istikrarsızlıklar doğrudan ülkemizi etkileme potansiyeline sahiptir.

Böylesi bir ortamda izlenecek siyaset, ince bir dengeyi gerektirir. Hem bu ateşten uzak durmak hem de geleceğe güçlü adımlarla yürümek için akılcı, sabırlı ve stratejik bir yaklaşım şarttır. Türkiye’nin son yıllarda izlediği dış politika, bu hassas dengeyi kurma çabasının bir yansımasıdır. Gerektiğinde diplomasi, gerektiğinde caydırıcı güç unsurları devreye sokularak ülkemizin çıkarları korunmaktadır.

Bu noktada Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen politikaların, Türkiye’ye zaman kazandırdığı ve uluslararası alanda daha güçlü bir konuma taşıdığı görülmektedir. Krizleri fırsata çevirebilen, riskleri doğru analiz eden ve uzun vadeli hedefleri gözeten bir anlayışla hareket edilmesi, ülkemizin yarınlarını daha güvenli hale getirmektedir.

 Türkiye, bulunduğu coğrafyanın zorluklarını avantaja çevirmek zorundadır. Güçlü bir devlet yapısı, kararlı bir yönetim anlayışı ve doğru stratejilerle hem ateş çemberinden uzak durmak hem de güçlü yarınlara yürümek mümkündür. Bu da ancak birlik, beraberlik ve akılcı siyasetle sağlanabilir.  Recep Tayyip Erdoğan'ın zekası doğrultusunda siyaset yapmak onur ve gururdur. 
Kadir MENTEŞ