Yükselen Fonlar Soruşturulurken, Yerde Sürünen Hisseler Neden Görülmüyor?
Sermaye piyasalarında son dönemde sıkça karşılaştığımız bir tezat, yatırımcıların kafasında büyük soru işaretleri yaratıyor. Bir yanda olağandışı oranlarda değer kazanan bazı fonlar ve hisseler için "haksız kazanç" ve "piyasa manipülasyonu" gerekçesiyle soruşturmalar açılıyor, varlıklara el konuluyor. Diğer yanda ise yıllardır tek bir kuruş bile yükselmeyen, yatırımcısının birikimini yüksek enflasyon karşısında erimeye mahkûm eden şirketler ve fonlar var.
Peki, asıl büyük haksızlık burada başlamıyor mu? Spekülatif ve yapay yükselişler denetlenirken, hisseleri bilinçli ya da bilinçsiz şekilde yerde süründüren, yatırımcının alım gücünü tamamen sıfırlayan bu düzen neden sorgulanmıyor?
Piyasalardaki Çelişkinin Anatomisi
Aşırı Yükselişler ve Hukuki Müdahale: Piyasada ani ve akıl dışı yükselişler yaşandığında regülatörler (SPK, BIST vb.) derhal harekete geçiyor. Amaç, suni fiyat hareketlerini önlemek, küçük yatırımcıyı korumak ve piyasanın adil işleyişini sağlamak. Bu yaklaşım teoride haklı ve gerekli bir denetim mekanizmasıdır.
Enflasyona Yenik Düşen "Yatay" Varlıklar: Buna karşın, yıllardır kurumsal yönetim ilkelerinden uzak, yatırımcısıyla bağını koparmış ya da piyasa değeri sürekli baskılanan hisseler var. Enflasyonun %50-%70 bandında seyrettiği bir ülkede, nominal olarak bile yerinde sayan bu kağıtlar, yatırımcısının parasını sessiz ve derinden eritiyor.
Hisseleri Yerde Süründürmek de Bir Haksızlık mı?
Borsada sadece yukarı yönlü hareketler değil, varlıkların potansiyelinin altında baskılanması da ciddi bir adaletsizlik doğurur. Bu durumun arkasında yatan temel meseleler şunlardır:
1. Sermaye Maliyeti ve Fırsat Eşitsizliği: Yıllarca bu hisselerde bekleyen bir yatırımcının anaparası enflasyon karşısında erirken, başka alanlarda kazanç elde etme fırsatı da elinden alınmış olur.
2. Şirketlerin Sorumluluğu: Halka açılmanın temel amacı şirkete kaynak yaratmak ve yatırımcıya değer katmaktır. Ancak bazı şirketler halka arz olduktan sonra adeta yatırımcısını unutmakta, hisse performansına duyarsız kalmaktadır.
3. Denetim Boşluğu: "Yüksek kazanç" hemen şüphe uyandırırken, "değer erimesi" ve yatırımcının sessizce soyulması maalesef hiçbir denetime tabi tutulmamaktadır. Oysa yatırımcının alım gücünü koruyamayan bu pasif tükeniş de en az manipülasyon kadar yıkıcıdır.
Sonuç: Adil Bir Piyasa İçin İki Yönlü Adalet
Piyasalarda adalet arayışı tek taraflı olamaz. Spekülatif ve haksız kazançların üzerine gitmek ne kadar önemliyse, yatırımcısının parasını yıllarca enflasyona ezdiren, hak ettiği değeri bulmayan ve şeffaf yönetilmeyen yapıların da denetlenmesi o kadar elzemdir.
Gerçek bir güven ortamı, ancak hem yukarı yönlü manipülasyonların önlendiği hem de aşağı yönlü pasif gaspların hesap sorulduğu şeffaf bir ekosistemle mümkündür.
Hüseyin TURHAL
Gazeteci - Yazar