Şeytanın Tuzaklarından Korunma ve Kurtuluş Yolu: Kur’an-ı Kerim! 

İnsan hayatı, doğumundan ölümüne kadar hak ile batılın, doğru ile yanlışın sürekli mücadele ettiği bir imtihan alanıdır. Bu mücadelede insanın en büyük ve en açık düşmanı ise onu sürekli haktan uzaklaştırmaya çalışan şeytandır. Şeytan; vesvese, aldatma, süslü gösterme ve şüphe tohumları ekme gibi çeşitli yöntemlerle insanı tuzağına çekmek ister. İnsanoğlunun bu manevi tuzaklardan korunması ve selametle yoluna devam edebilmesi için sığınacağı tek bir güvenli liman vardır: Kur’an-ı Kerim.
Kur’an-ı Kerim, insanlığa sunulan nihai rehberdir. O, yalnızca okunup bereket beklenen bir kitap değil; hayatı tanzim eden, zihni berraklaştıran ve kalbi iyileştiren ilahi bir reçetedir. İnsan, kendi hevasına veya dünyevi sistemlerin getirdiği geçici çözümlere tutunduğunda bocalayabilir; ancak Allah’ın kelamına sarıldığında doğru yolu bulur. Nitekim Kur’an kendisini; insanları karanlıklardan aydınlığa çıkaran bir nur, gönüllere şifa ve müminler için bir hidayet kaynağı olarak tanımlar.
Kurtuluşa, hidayete ve hakiki doğruluğa ulaşmanın yegane yolu Kur’an’ın rehberliğini kabul etmekten geçer. Şeytanın tuzaklarını etkisiz hale getiren şey; Kur’an’ın emir ve yasaklarını hayata geçirmek, onun ahlakıyla ahlaklanmak ve ilkelerini rehber edinmektir. İlahi mesajdan uzaklaşan zihinler şeytanın vesveselerine açık hale gelirken; kalbini ve zihnini Kur’an ayetleriyle besleyen kimse, manevi bir zırha bürünmüş olur.
Sonuç olarak; aldatıcı dünya hayatında ve şeytanın kurduğu ince tuzaklar karşısında yolumuzu kaybetmemek için sarılacağımız tek ve şaşmaz kaynak Kur’an-ı Kerim’dir. Gerçek hidayet, istikamet ve ebedi kurtuluş; onun gösterdiği aydınlık yoldan yürümekle mümkündür.

Hüseyin TURHAL