Adıyaman’da Gazetecilik: Kahvaltı Sofraları ile Gerçekler Arasındaki Uçurum. 

Bir şehrin hafızası, vicdanı ve sesi olması gereken yerel medya, ne yazık ki Adıyaman’da keskin bir yol ayrımına gelmiş durumda. Şehrin sokaklarını arşınlayıp sorunları dile getirmesi gereken "kalemler", bugün iki gruba ayrılmış halde: Bir yanda sadece mideye çalışan "kahvaltı habercileri", diğer yanda ise sürgün ve dışlanma pahasına hakikati haykıran "yiğit kalemler."
Kahvaltı Haberciliği ve At Gözlükleri
Adıyaman’ın tozlu yolları, çukurdan geçilmeyen caddeleri ve çamur deryasına dönmüş sokakları her gün vatandaşın çilesi olurken; bu sorunları görmezden gelen bir tayfa türedi. Adına "Kahvaltı Haberciliği" diyebileceğimiz bu anlayış, menfaat odaklı ve yalakalık temelli bir sistem üzerine kurulu. Gözlerine at gözlüğü takan bu grup, bürokrasinin veya siyasetin sunduğu bir tabak çorbaya ya da bir kahvaltı sofrasına kalemini feda ediyor. Onlar için haber; halkın mağduriyeti değil, katıldıkları ikramlı toplantıların şatafatıdır.
Dışlanan Ama Eğilmeyen Kalemler
Öte yandan, Adıyaman’da tüm baskılara rağmen dik duruşunu bozmayan, kalemini satmayan gazeteciler de var. Bu isimler; doğruları yazdıkları, belediyenin veya partilerin yanlışlarını eleştirdikleri için bürokrasi tarafından dışlanıyor, horlanıyor ve iftiralara maruz kalıyor. Yazdığını silmeyen, paylaştığını korkuyla kaldırmayan bu "yiğit gazeteciler", sadece sistemle değil, aynı zamanda kalemini çorbaya satan meslektaşlarının hışmıyla da mücadele ediyor.
Bölünmüşlük ve Dayanışma Eksikliği
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün bile sorunların konuşulduğu bir gün olmaktan çıkıp, göstermelik kutlamalara dönüştüğü bir ortamdayız. Adıyaman medyasında birlik ve beraberliğin olmamasının temelinde; ideolojik saplantılar, partizanlık ve mezhepçilik yatıyor. Fikir ayrılıklarının bir zenginlik değil, birer kutuplaşma aracı olarak kullanılması, yerel medyanın gücünü kırıyor ve şehre hizmet etmesini engelliyor.
Sonuç: Kalem mi Galip Gelecek, Mide mi?
Adıyaman’ın gerçekleri yazan, cesur yürekli gazetecilere her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Bir şehrin gelişimi, o şehrin sorunlarını cesaretle yazan basınla mümkündür. Unutulmamalıdır ki; kahvaltı masalarında susturulan kalemler, gün gelir o şehrin karanlığa gömülmesine neden olur. Ancak tüm baskılara rağmen tükürdüğünü yalamayan, kalemini onuruyla taşıyan gazeteciler, Adıyaman’ın gerçek sesi olmaya devam edecektir.
Hüseyin TURHAL