Yazardı o çocuklar… Ellerinde yalnızca gazeteler değil, gerçeğin kendisi olurdu. Haberin kaynağı belliydi, içeriği netti. Ne ise oydu.
La Ne hoştu eskiden… Sokaklarda gazete satan çocuklar vardı. Siyah-beyaz televizyonlar vardı. Haber sade, duygu saf, cümle yalansızdı. Bir haberin bir ağırlığı, bir gerçekliği olurdu. Hılafsız, eğip bükmeden yazılırdı.
Yazardı o çocuklar… Ellerinde yalnızca gazeteler değil, gerçeğin kendisi olurdu. Haberin kaynağı belliydi, içeriği netti. Ne ise oydu.
Şimdi öyle mi?
Gazetecilik, mürekkebi bitmiş kalemlere kalmış durumda. Tehditin, menfaatin ve hırsın insafına bırakılmış. Özgürlük kavramını sınırsızlık sananlar, önüne gelene sallıyor; kimi asıyor, kimi kesiyor. Hesap sormakla karalama arasındaki fark çoktan kaybolmuş.
Bir de işin “komik” tarafı var. Akıllarınca mizah yapıyorlar. Laf sokarken güldüklerini sanıyorlar. Ne komik ama… Bazen insanın gülmesi geliyor, doğru. Ama kime? Mürekkebi bitmiş kalemle yazdığını zanneden cehalete.
Biri çıkıyor, bir ilin bir partinin il başkanını eleştirdiğini sanıyor. Yakaladığı bir röportajla vurduğunu düşünüyor. Güya basit bir yardım elini “reklam” diye pazarlıyor. Akıl sıra başkanı yerden yere vuracak.
Bilinçli okur sormaz mı:
Bu haber bana ne katıyor?
Asrın felaketini yaşamış bir şehirde, sen bu haberi yazarken mi prim yapacaksın?
Yazıyor, yazıyor ama yazdığını okumuyor. Okusa anlayacak: Mürekkebi bitmiş kalemle yazıyor. Ne yazısının bir anlamı var ne de haberinin bir karşılığı.
Bak dostum, haber mi istiyorsun? Al sana haber.
O küçümsemeye çalıştığın il başkanı var ya… Bu memlekete 43 bin deprem konutu, 25 bin yerinde dönüşüm, 35 kamu binası kazandırılmış. Ama bunlar senin için haber değil. Çünkü kalemin bitmiş, sen farkında olmadan yazıyorsun.
Yetmedi mi?
Üç ilçenin bağlantı yolları sıfırdan yapılıyor. Üstelik Adıyaman’ın en büyük partisinin, iktidar partisinin il başkanı.
Yetmez mi?
Bence sen habere açsın. Ama şunu bil:
Görmeden atma. Varamayacağın hedefe taş atma. Senin kaleminle yıkılmaz, senin hamlenle devrilmez. Hele mürekkebi bitmiş kalemle hiç yazma.
Sayfa boş, haber boş.
Belli ki birilerine özeniyorsun. Ama bu iş özenle olmaz. Emek ister, merak ister. Akşam kaleminin mürekkebini kontrol et. Sabah çıkarken yapacağın haberi tart.
Çünkü bazen insanın eline mürekkep bulaşır.
Ve mürekkep kolay çıkmaz.
Millet gördüğünü söyler.
Sonra derler ki:
“Bu da mürekkebi bitmiş kalemle yazmış, haber yaptığını sanmış.”
Kadir MENTEŞ / Gazeteci Yazar