İnsanoğlunun en büyük çelişkisi. 

İnsanoğlunun en büyük çelişkisi; 
Son durak toprak ve son giysi kefen olduğu halde, sanki bu dünyada baki kalacakmış gibi, bu hırs, bu kibir, bu kin, bu nefret,  bu kıskançlık, bu bencillik, bu dünyayı ve bu dünya malını bu kadar sevmek niye... 
​Bunun birkaç derin sebebi var. Sonsuzluk Yanılsaması: İnsan zihni, kendi yok oluşunu tam olarak idrak edemez. Ölümü aklen bilse de kalben hep başkalarına tecelli eden bir olaymış gibi algılar. "Günün sonunda ben kalacağım" diyen gizli bir ego mekanizması çalışır.
​Geçici Güç Tutkusu: Kibir ve gurur, aslında insanın kendi zayıflığını ve ölümlü olduğunu örtme çabasıdır. 
Güç sahibi olarak, makama veya mala sarılarak ölüme kafa tuttuğunu sanır; zırh giydiğini düşünür ama zırhın da kendisiyle birlikte çürüyeceğini unutur.
​Ego ve Haklı Çıkma Hırsı: nefret ve kin, İnsanlara, helalleşmekten veya affetmekten daha kolay gelir. 
Çünkü affetmek egoyu küçültür, kin beslemek ise kişiye sahte bir mağduriyet veya üstünlük hissi verir. İnsan "haklı kalmayı", "huzurlu olmaya" tercih eder.
​Doyumsuzluk: İnsan açlığını dünyalıkla doyurmaya çalışır. Oysa hırsın, adaletsizliğin kökeninde "bana yetmeyecek" korkusu yatar. Biriktirdikçe, gasp ettikçe ömrünü uzatacağını zanneder.
​Hacı Bektaş-ı Veli'nin dediği gibi: "Hararet nardadır, sacda değildir / Keramet baştadır, tacda değildir / Her ne ararsan kendinde ara / Kudüs'te, Mekke'de, Hac'da değildir."
​Aşılması zor bir denklem gibi görünse de, çözümü tek bir idrakte saklı: Dünyanın yükünü omuzlarında taşımaktan vazgeçip, arkanda hoş bir seda bırakmaya niyet ederek,
Ölsen bile hatırlanacağın, tüm zerafetinle, Allah, için İnsanlara faydalı ve hayırlı işler yapmanız,
Allah'ın hoşuna gelen iyi işler yaparak hoş bir seda bırakmak, insan ve kul olmanın belki de bu dünyadaki en büyük erdemdir. 
Fadlı DOĞAN