Sanaata ve Sanatçıya Sahip Çıkalım. Çünkü Onalar İlimizin Kültür Elçileridir. 

​ADIYAMAN – Yıllardır takip ederim; nerede bir Adıyaman tanıtımı olsa, nerede bir "Adıyaman Günleri" düzenlense, bizim yerel sanatçılarımız en ön safta yer alır. İstanbul’da, Ankara’da binlerce insana bizim ezgilerimizi dinletir, şehrimizin kültürel yükünü sırtlarlar. Ama o sahne ışıkları kapandığında, bu insanların ne bir güvencesi kalıyor ne de yarınını görebileceği bir iş kapısı.​Hep bir söz vardır; "Elin ekmeği dışarıdan tatlı gelir" diye... Biz maalesef hep dışarıdakine alkış tuttuk, kendi evladımızı ise düğünden düğüne hatırlar olduk. Artık bu anlayışı değiştirmenin vaktidir. Sanatçımızın gözü dışarıya akmasın, "başka yerlerde mi değer görürüm?" diye düşünmesin. Biz istiyoruz ki; Adıyaman’ın öz evlatları kendi memleketinde, kendi tarihi mekanlarında baş tacı edilsin,Bu insanların sadece alkışa değil, somut projelere ve iş sahalarına ihtiyacı var. İşte benim önerilerim:
Nemrut’ta, Perre’de, Cendere’de ve kalemizde her hafta sonu sabit sahneler kurulsun. Turist gelince bizim sanatçımız orada olsun; hem şehrimizi tanıtsın hem de o mekanlardan elde edilen gelirle evine ekmeğini götürsün.
​ Yerel sanatçılarımızı okullarda, belediye kurslarında ve gençlik merkezlerinde "eğitmen" olarak görevlendirelim. Saz kurslarını, mahalli müzik eğitimlerini bizzat bu işin tozunu yutmuş ustalar versin.
 Şehrin meydanlarında, parklarında sadece yerel sanatçıların yer aldığı "Kültür Akşamları" düzenleyelim. Sanatçı gurbet gurbet gezmesin, kendi memleketinde, kendi halkının huzurunda sanatını icra etsin ​"Sanatçıya sağlanan güvence bir lütuf değil, toplumsal hafızayı korumak için yapılan en büyük yatırımdır."
​"Devletin sanata, toplumun sanatçısına sahip çıkması bir tercih değil, kültürel bir mecburiyettir."
​"Makamlar geçici, binalar eskir; ama sanatçısına sahip çıkan bir milletin kültürü kıyamete kadar baki kalır. 

Habip VURAL Gazeteci / Yazar