Cumhuriyet Halk Partisi'nde Mutlak Butlan Kararı, Partide Şok Etkisi Yarattı. 

Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan son gelişmeler, Türk siyasetinin yıllardır değişmeyen tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Mahkemeden çıkan “mutlak butlan” kararı, yalnızca bir partinin iç meselesi değil; aynı zamanda Türkiye’de siyaset, demokrasi ve hukuk ilişkisinin nasıl algılandığını da gözler önüne seren önemli bir dönüm noktası oldu.

Demokrasi dediğimiz sistemin temelinde sandık vardır. Seçimlerle gelenler yine seçimlerle gider. Bu, demokrasinin en temel kuralıdır. Ancak seçim süreçlerini etkileyecek tartışmaların, gölgelerin ve müdahalelerin yaşanması da toplumun demokrasiye olan güvenini zedelemektedir. İşte bugün yaşanan tartışmaların merkezinde de tam olarak bu vardır.

Aslında dürüst olmak gerekirse; bu ülkede siyaset dün nasılsa bugün de büyük ölçüde öyledir. Değişen isimler olur, değişen sloganlar olur ama sistemin işleyişi çoğu zaman aynı kalır. Belki de bu yüzden yıllardır söylediğimiz bir söz bugün yine geçerliliğini koruyor: Türkiye’de artık siyaset sisteminin değişmesi gerekir.

Bugün gelinen noktada CHP’nin önünde iki yol bulunmaktadır. Birinci yol; partiyi bölmeden, kırmadan, dökmeden birlik ve beraberlik içerisinde yeniden kongreye gitmek, şeffaf ve dürüst bir süreç yöneterek delegelerin iradesiyle yeni yönetimi belirlemektir. Çünkü köklü partiler kriz anlarında sağduyuyla hareket etmek zorundadır.

İkinci ihtimal ise siyasette yeni ayrışmaların yaşanmasıdır. Yani bir tarafta Özgür Özel cephesi ve yeni bir parti, diğer tarafta Kemal Kılıçdaroğlu cephesiyle farklı siyasi oluşumların ortaya çıkmasıdır. Türk siyaseti geçmişte bunun örneklerini çok gördü. Bölünen yapılar bazen büyüdü, bazen tamamen yok oldu. Ancak her ayrılık, beraberinde yeni kırgınlıklar ve yeni hesaplaşmalar getirdi.

Bugün bazı siyasi partilerin CHP içindeki taraflardan birine destek vermesi de ayrıca dikkat çekmektedir. Herkes demokrasi vurgusu yapıyor, herkes hukuku savunduğunu söylüyor. Fakat eski bir siyasetçinin dediği gibi: “Siyasetçiler demokrasiye aşıktır ama hiçbir zaman demokrasiyle nikâh kıymazlar.” İşte siyasetin en acı ama en gerçek cümlelerinden biri belki de budur.

Bütün bunların yanında benim şahsi kanaatim nettir. CHP’nin dağılmadan, ayrışmadan, kavga etmeden kendi fabrika ayarlarına dönmesi gerekir. Sonuçta bu parti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bir partidir. Böyle köklü bir siyasi hareketin kendi içerisinde “temiz eller operasyonu” başlatarak tartışmalardan arınması, şaibeleri temizlemesi ve yoluna güçlü şekilde devam etmesi hem kendi tabanı hem de Türk siyaseti açısından daha doğru olacaktır.

Siyasette bir gerçek vardır: Giden geleni aratır, gelen de gideni sorgulatır. Bugün yaşanan tartışmaların temelinde de biraz bu gerçek yatmaktadır.

Ben şahsen Kemal Kılıçdaroğlu’nun devlet adamlığına ve dürüstlüğüne güvenen insanlardan biriyim. Ancak mutlak butlan kararının doğru ya da yanlış olduğuna son sözü mahkemeler söyler. Hukukun verdiği karar herkes için bağlayıcıdır. Çünkü adaletin kestiği parmak acımaz. Nihai değerlendirmeyi ise millet yapar. Milletin verdiği karara da herkesin saygı duyması gerekir.

Türkiye’nin artık kavgadan değil uzlaşmadan, ayrışmadan değil birlikten, polemikten değil çözümden beslenen bir siyaset anlayışına ihtiyacı vardır. Çünkü güçlü demokrasi ancak güçlü kurumlarla ve olgun siyasetle mümkündür.
Mehmet hakan Karaaslan 
Mali müşavir / köşe yazarı