Son Yarım Yüzyıla Bakın Hele, Çocuklarımız ve Gençlerimiz İçin Neyi Eksik Yaptık ve Nerede Hata Yaptık, Durup Düşünmek Gerek...
Bu topraklardan çıkıp dünyaya kendi sesiyle anlam veren kaç şair, düşüncesiyle yön veren kaç filozof, gençlerimize istikamet çizen kaç fikir adamı gösterebilirsiniz?
Varsa söyleyin, okuyalım.
Yok.
Mesele tam da burada başlıyor.
Bir şeyleri kaybettik.
Hem de bile bile…
Çocuklarımıza yıllardır aynı şeylei telkin ediyoruz.
Oku, kendini kurtar. Meslek sahibi ol. Diploma al. Kazan ki değerli ol.
Evet, meslekler gereklidir.
Doktor da gerekir, mühendis de, ziraatçı da…
Görüyoruz ki toplum sadece mesleklerle ayakta kalmıyor.
Bir toplum, anlamla ayakta kalır.
Anlamı ise kültür üretir.
Doktor beden kurtarır,
ama bir şair ruhu ayakta tutar.
Mühendis yol, köprü , bina yapar,
ama bir fikir adamı yön, doğru hedef koyar ve yuvalara huzurun nasıl doldurulucağını anlatır.
Biz yolları evleri çoğalttık
Ama yönümüzü ve huzurumuzu kaybettik.
Bir çocuk, babasıyla yürürken iki insanla karşılaşıyor.
Biri yorgun ama dürüst; diğeri zengin ama şaibeli.
Baba, dürüst olan için “başaramadı” diyor,
diğeri için ise nasıl kazandığı belli değil ama zengin…
O gün çocuk bir şey öğreniyor.
Nasıl yaşadığın değil, ne kazandığın önemlidir.
Ertesi gün öğretmeni soruyor:
“Büyüyünce ne olacaksın?”
Çocuk cevap verir.
Zengin olacağım, nasıl olursa olsun.
İşte kırılma tam burada başlıyor.
Biz çocuklara sürekli şunu soruyoruz:
“Ne olacaksın?”
Ama asıl soruyu sormuyoruz:
“Nasıl bir insan olacaksın?”
Bugün eğitim;
testlere, sıralamalara ve rekabete indirgenmiş durumda.
“Öğrenci merkezli” diyoruz,
ama öğrenciyi köklerinden uzaklaştırıyoruz.
Oysa kaybettiğimiz şey merkezdir.
Ve o merkez, bu toplumun kültürüdür.
Bir çocuk küçük yaşta
Yunus Emre’yi tanısa merhameti öğrenmez mi?
Ahmet Yesevi’yi bilse hikmeti kavrayamaz mı?
Fatih Sultan Mehmet’i tanısa bir ideal kuramaz mı?
Ahmed-i Hani’yi öğrense adalet duygusu gelişmez mi?
Bir nesil;
Yunus Emre’yi bilmeden merhameti,
Mehmet Akif Ersoy’u anlamadan sorumluluğu,
El-Cezeri’yi tanımadan üretmeyi nasıl öğrenecek?
Bugün bilgiye ulaşmak kolay.
Ama hikmete ulaşmak zor.
Çünkü biz bilgiyi öğretiyoruz,
ama anlamı ihmal ediyoruz.
Bu anlamda kültür temelli eğitim bir nostalji değildir.
Bu bir varoluş meselesidir.
Kendi dilini hissetmeyen,
kendi tarihini anlamayan,
kendi edebiyatını tanımayan bir nesil,
eğitimi sadece geçim aracı olarak görür.
Oysa eğitim;
Sadece bilgi yüklemek değildir.
Sadece davranış değiştirmek de değildir.
Eğitim;
insanın özünü kültürle beslemek,
onu bir ideale yöneltmek
ve hakikate yaklaştırmaktır.
Çocukların zihnini bilgiyle doldurup
kalplerini boş bırakmaya hakkımız yok.
Çünkü boş kalan her yeri
mutlaka başka bir şey doldurur.
Artık şu soruyla yüzleşmek zorundayız.
Biz çocuklarımıza bir ideal mi veriyoruz,
yoksa sadece bir geçim yolu mu öğretiyoruz?
Kültür bir milletin can suyudur.
O su kesildiğinde ağaç kurur.
Bugün yapılması gereken;
kültürü yeniden eğitimin merkezine koymaktır.
Ancak o zaman fidanlarımız,
gölge veren çınarlara dönüşebilir.
Aksi halde dalsız , budaksız, yapraksız ağaçların gölgesizliğinde kalırız.
Üstad demişti ya:
Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.
Hakikatimizi hatırlayıp istikametimizi doğru belirleyip nesillerin hakkına girmemeliyiz.
Eğitimci Yazar Bedir YAMAN