Bir Ankara Anısı.

Fadlı DOĞAN

09-01-2026 14:21

Yaklaşık 26 yıl önce, 30 küsür yaşlarımda iken yolum Ankara'ya düştü.

Yaklaşık 26 yıl önce, 30 küsür yaşlarımda iken yolum Ankara'ya düştü.
Ankara Sigorta Hastanesinin bahçesine niye gittim, ne işim vardı, oradan geçiyormuydum yoksa bir hasta ziyaretinemi gitmiştim hiç hatırlamiyorum.
Ancak çok iyi hatırladığım, hatta hiç unutmadığım bir anımı anlatacağım. 
Ankara sigorta hastanesinin bahçesinden geçerken, arkamdan bir ses; Başkanım, hemşehrim, ağabeyim diye, avazı çıktığı kadar bağırıyordu. 
O zamanlar, hiç tanınmayan, kendi halinde, sıradan bir vatandaş olarak hiç üstüme alınmamıştım. Ankara'da hiç kimse beni tanımaz, başkanlık gibi bir vasfımda olmadığına göre, hiç ardıma bakmadan yürümeye devam ettim.
Ancak, ardarda başkanım, hemşehrim demeye devam edince, gayri ihtiyari bakmak zorunda kaldım. 
Aşağı yukarı benimle aynı yaşta olan birisinin, beni işaret ederek, bana doğru koştuğunu gördum. 
Nefes nefese kalmış, bana sarılıp, hungur hungur  ağlamaya başladı. 
-Dur hele kardeş, sakin ol, ben başkan felan değilim, beni birine benzettin galiba dedim. 
-Adam, biraz sakinleştikten sonra, ben seni tanıyorum, sen Adıyamanlı değilmisin? Seni Adıyaman Çarşısında çok görmuşluğum vardır. dedi. 
-Evet Adıyamanlıyım, ancak başkan felan değilim. 
-Adam, başkan olmadoğını biliyorum ama adını bilmediğim için öyle seslendim. Ne olur bize yardım et, çaresiz durumdayız...
-Ben, hayırdır ne oldu. 
-Adam, kardeşim çok hasta, gel sana göstereyim. 
Gittik, gördük, hastane vahçesinde, bir ağacın altında, bir battaniyeye sarılmış, bir deri bir kemik kalmış bir genç yatıyordu. 
-Adam, işte bu benim kardeşim, tanırmıydın, Osmanoğlu Lokantasında garsonluk yapardı. Kardeşim kanser hastası, Adıyaman'da tedavisi yok dediler, Ankara'ya sevk ettiler. 10 gündür hastane bahçesinde yatıyoruz, boş yatak yok diye kardeşimin yatışını yapmiyorlar, o zaten hasta bende bu ortalıkta telef olup gideceğimden korkuyorum. Ne olur hemşehrim, Allah, rızası için bize yardım et... 
-Ben, tamamda sevgili kardeşim, bende Ankara'nın yabancısıyım, ben ne yapabilirim ki? 
-Adam, bilmiyorum ama içimden bir ses senin bize yardımcı olacağını söyliyor, sen bizim son çaremizsin, ne yaparsan yap, kardeşimin hastaneye yatışını sağla... 
-Ben, bir ara durdum, düşündüm, Sağlık Bakanlığının Ana Vatan Partisinde olduğu aklıma geldi. Tamam kardeşim benimle gel bir şansımızı deneyelim bakalım, İnşallah muvafak oluruz...
Oradan bir taksiye binip Ana Vatan Partisi (ANAP) Genel Merkezine gittik. Girişte, randevunuz varmı, kiminle görüşeceksiniz dediler... 
-Ben, Genel Başkan Mesut Yılmaz ile görüşeceğiz dedim. 
-Görevliler, Genel Başkan Makamda değil, olsa bile randevusuz görüşemesiniz... 
-Ben, Peki şu anda bu binada en yüksek rutbeli kim var. 
-Görevliler, Teşkilat Başkanı Suhan Özkan var. dediler.
-Ben, ha tamam onunla görüşelim, dedim. 
-Görevli, anlamiyormusun, hemşehrim randevusuz görüşemesiniz diyorum. 
-Ben, sizde beni anlamiyorsunuz hemşehrim, ben görüşmekte kararlıyım, ya beni görüştürürsünüz yada burada rezalet çıkarırım. 
-Görevliler, yahu defol git buradan, başımışı belaya sokma. 
-Ben, arkadaşlar lütfen saygılı olalım, ne öyle defol git felan, yakışıyor mu size... Beyler, neden bize zorluk çıkarıyorsunuz, siz, başkana hele bi haber verin, Adıyaman'dan vatandaş Fadlı Doğan gelmiş, sizinle görüşmek istiyor deyin, bakarsın kabul eder... 
Biz tartışırken, oradan şık giyimli birisi geldi. Güvenlik Şefi olduğunu söyledi. Hayırdır, burada ne oluyor, sorun ne diye sordu. 
Görevlilerden birisi, "Şefim zorla içeri girmek istiyorlar" dedi. 
-Şef, Bir dakka ben size sormadım, gelen misafirlere sordum. dedi. 
-Ben, Sayın Şefim, adım Fadlı Doğan, Adıyaman'dan geliyoruz, bizim bir sorunumuz var, mümkünse teşkilat başkanıyla görüşmek istiyoruz, talebimizi sayın başkana iletirseniz, bizi kabul eder, etmez o onun sorunu... 
Şef, iç hatla başkan beyle görüştü, bizi kabul etmiş olacakki, güvenlik şefi, gelin arkadaşlar, beni takip edin deyip, bizi Teşkilat Başkanı Suhan Özkan'ın bilmem kaçıncı kattaki odasına götürdü. 
Öyle bir öfke öyle bir hışımla içeri girdim ki, gözlerim ateş püskürüyordu, hiç içeride kim var kim yok demeden, "Hele beylere bakın beylere, bunlar sözde vatandaşın temsilcileri, vatandaş hastane bahçelerinde battaniyeye sarılmış ölümü beklerken, beyler burada koltuklarda oturmuş, kahve yudumliyorlar. diyerek, sitem dolu sözlerle ortalığı yıkıp geçtim.
Suhan bey, koltuğundan kalkıp gelip bana sarıldı. 
Biraz sakinleşince baktım ki, Adıyaman ANAP  İl Başkanı Bekir Ağaoğlu, İlçe Başkanı Abdullah Yalçın, Yönetim Kurul Üyesi Osman Demir oradalar.  
Onlarda ayağa kalkmış, şaşkın bir vaziyette öylece bana bakıyorlar. 
-Ben, ooo sayın başkanlarım sizdemi buradaydınız deyip, hepsiyle tek tek tokalaşıp geçip oturdum. 
-Suhan Bey, korktum vallahi, acaba Adıyamanlıların hepsimi böyle? Hepsi böyleyse vay halimize...
-Abdullah Yalçın, Başkanım, Fadlı Bey, en akıllımızdır, ancak bu gün çok kızdırmışlar galiba, dedi.
Neyse bizede çay, kahve söylediler. 
-Suhan Bey, bana dönerek "Fadlı Bey, kahveni içerken bize sorununuzu anlatın bakalım neymiş..."
-Ben, baştan sona kapıdaki bekçilerin tavırlarıda dahil herşeyi anlattım. 
Hastamıza acilen yatış vermeleri gerektiğini, üstüne basa basa söyledim. 
Suhan Bey, hastane başhekimini arayarak, hastanın ismini verdi ve acilen servise yatırmalarını söyledi. Başhekim, boş yatak olmadığını söylemiş oşacakki, Suhan Bey, "sert bir mizaçla, derhal bir yatak satın alın, paranız yoksa evden bir yatak getirin, Odalarda yer yoksa, koridorda hastaya bir yatak açın, başhekim efendi, bana mazeret üretme derhal bu hastanın yatışını yapın diyorum..."
Hastanın Abisini gönderdik. ama beni bırakmadılar, bir süre daha misafir ederek, memleket meseleleri konusunda, bilgi alışverişinde bulunduk. Daha çok halkın, merkezi hükümetten beklentilerini konuştuk.
Günümüzde Sağlıkta büyük oranda çağ atladığımız bu günlerde bile, daha iki gün önce, babaları ağır hasta yatalak durumda olan, yatış yapılıp, ameliyat edilmesi gereken bir hastaya, dostlarım vasıtasıyla il dışında, üroloji bölümünden bir randevu aldım. 
Hastanın Aslan gibi 3 oğlu var, maddi olarak da hiçbir sorunları yok. Büyük kardeş, beni arayarak "babamızı götüreceğiz ama ya yatış yapmasalar diye endişe ediyorum. dedi.
-Ben, mazeretler uydurarak, haksız yere, benim, yatalak durumda olan babamın yatışını yapmayan doktoru, görev yaptığı hastaneyi ve içinde bulundığu o şehri top yekün yakarım, be kardeşim, yakarım... 
Fadlı Doğan

DİĞER YAZILARI Kimin Eli Kimin Cebinde 01-01-1970 03:00 Konu Adıyaman Kalesi 01-01-1970 03:00 Sözünün Eri Bir Başkan 01-01-1970 03:00 Adıyaman Halkı Hizmet Bekliyor 01-01-1970 03:00 İNSANLIK DOĞAYI KATLEDİYOR 01-01-1970 03:00 DÜNYA BİR'DEN KÜÇÜKTÜR 01-01-1970 03:00 6 Şubat'ı Unutmadık, Unutmayacağız 01-01-1970 03:00 Eyy Kibirli İnsan 01-01-1970 03:00 KİMLER GAZETECİ OLABİLİR 01-01-1970 03:00 KÜLTÜRÜMÜZ YOZLAŞIYOR 01-01-1970 03:00 Mehmet Akif'i Anıyoruz 01-01-1970 03:00 Gazi Mecliste Utanç Verici Olay 01-01-1970 03:00 Ahmet Gündüz Şoförler Cemiyeti Başkanlığına Adaylığını Açıkladı 01-01-1970 03:00 17-25 Aralık Darbe Kalkışmaları 01-01-1970 03:00 SOSYAL MEDYA SARMALI 01-01-1970 03:00 Derme Çatma Yaşıyorum 01-01-1970 03:00 Samsat'a Yeni Bir Hizmet Sunumu 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN'IN VİLAYET OLUŞU 01-01-1970 03:00 Üretim Olmazsa Neslin Tükenir 01-01-1970 03:00 ZABITA PERSONELİ EĞİTİM SEMİNERİNDE 01-01-1970 03:00 TÜRKİYEM BAŞIN SAĞOLSUN 01-01-1970 03:00 GÜNDEM TAZİYE YEMEKLERİ 01-01-1970 03:00 KONU WAHATSAP GRUPLARI 01-01-1970 03:00 Yerel Gazeteciler ve Medyacılar Destek Bekliyor 01-01-1970 03:00 Cumhuriyetimiz 102 Yaşında 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE'DE İZOL AŞİRETİ 01-01-1970 03:00 İyi Bir Siyasetçinin Nitelikleri 01-01-1970 03:00 Sağlıkçı Milletvekilimizin Avantajları 01-01-1970 03:00 AK Parti İl Başkanına Hayırlı Olsun Ziyareti 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN DOĞAN HABER 01-01-1970 03:00